Duygu size aittir

Kafanızı karıştıran, enerjinizi düşüren, bunalıp sıkıldığınız yine o günlerden birinde…
En yakın arkadaşınızın anlayışsız olacağı tutar, kalbinizi kırar, sizi şaşkınlığa uğratır, güveninizi sarsar. Sevgiliniz tam ihtiyacınız olduğu anda, sırra kadem basar, aramaz sormaz. Siz, işte yine o günlerden birinde, kızgınlıktan kırılıyorken iş yerinde arkanızdan çevrilen dolaplar, türlü türlü konuşmalar kulağınıza çalınır… İçinden çıkamadığınız durumlar, çözemediğiniz kişiler, ilişkiler artar da artar, üstünüze üstünüze gelir. En sonunda beklenen patlama yaşanır ve `Benden bu kadar. Ne bahtsız bir insanmışım` der, oturur ağlar, belki olur olmaz birilerine patlar belki de bol bol yer içer, olabildiğince kendimizi cezalandırırız.
Hep dışarıya bakıyoruz biliyor musunuz? Bu da gözlerimizin suçu bence 🙂 Dışarısıyla o kadar meşgulüz ki kendimize dönüp en enteresan yolculuğa; kendimize doğru heyecanla adım atamıyoruz. Bize hep birileri, birşeyler yapıyor; kırıyor, üzüyor, sinirlendiriyor… Aslında bize birşey yapan yok biliyor musunuz? Bizim durumlara, kişilere verdiğimiz tepkiler ya da yanıtlar tamamıyla bizimle ilgili. Nasıl mı? Aynı olay karşısında, aynı yanıtları vermeyen insanlar, sizinle ilişkisinde farklı, başka kadınlar/erkeklerle ilişkisinde farklı olan insanları düşünün. Yaşamımız, bizim tüm durumlara, etkileşimde bulunduğumuz kişilere verdiğimiz yanıtların toplamıdır. Size göre karşınızdaki, size göre durum, size göre Dünya farklıdır.
Hal böyleyken, olaylara/kişilere verdiğiniz yanıtları değiştirerek durumları da değiştirebilirsiniz, değil mi? Başkalarının bastıkları düğmelerinizi bulun. Hangi yanlarınıza dikkat çekiyor, hangi yanlarınızı dürtüyorlar? Hatırlayın sizi birisi kırmaz, siz kırılırsınız. Duygu size aittir. O zaman kırılmak yerine Sevgide durmayı, o duyguya takılmadan, daha yüksek perspektiften olaya, kişiye bakmayı seçin, olayın özündeki esas deneyimi görün ve ilerlemeye devam edin…