Kendinle Randevun Var!

Arkadaşlarınızla, ailenizle, işinizle, sevgilinizle, eşinizle… aslında onlar vasıtasıyla Dünyayla kurduğunuz ilişkinin temeli Kendinizle kurduğunuz ilişkiye dayanır. Kısacası, yaşamla, yaşamının parçası olanlarla, Dünyayla kurduğunuz ilişki en güzel aynanızdır. Kendinizle ilgili düşündüklerinizi, hissettiklerinizi, *dışınızda* olan dünyayla olan ilişkilerinize yansıtıyor ve yansıttıklarınıza verdiğiniz yanıtların sonuçlarını yaşıyorsunuz.

Farkındalığımız kendi içsel ve engin dünyamızın derinlere doğru yol almadıkça, *dışarıda* olan bitenlerle, kişilerle kendimizi anlayıp çözümleme yoluna gitmeyi seçiyoruz.

Yaşadığınız bazı ilişkilerde “hayal kırıklığı”na uğruyorsanız, yapmak isteyip de yapmadığınız (türlü türlü nedenlerle) kendinizi hayal kırıklığına uğrattığınızı *düşündüğünüz* yerlere bakın.

Yaşadığınız bazı ilişkilerde “haksızlığa” uğradığınızı düşünüyorsanız, istemediğiniz halde izin verdiğiniz ve bunu ” kaybetme korkusu”, “fedakarlık”, “iyi niyet” … gibi duyguların arkasına saklanarak yaptığınız yerleri bulun.

Yaşadığınız bazı ilişkilerde “aldatıldığınızı” düşünüyorsanız, kendinize karşı nerelerde dürüst olmadığınıza, kendinize nerelerde dürüst olacak kadar cesur olmadığınıza ya da kendinizi nerelerde oyaladığınıza, kendinizi aldattığınıza bakın, derim… Bu listeyi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.

Yaşamla, yaşamımıza dahil herşey ve herkesle kurduğumuz ilişki, en temelde Kendimizle kurduğumuz ilişkinin yansımasıdır. Peki bu durumda, daha keyifli, huzurlu ilişkilere nasıl sahip oluruz? Anahtar Sizsiniz. Kendinizle, açık, samimi bir randevuya ne dersiniz? Öyle çok uzun bir randevu olmasına gerek yok inanın. Sadece günün koşuşturmacası içine bir yere sıkıştırmayacağınız bir yarım saatçik yeter. Rahatsız edilmeyeceğiniz bir yerde, alın elinize kağıt kalemi ve sürekli başkalarıyla ilgili şikayet ettiğiniz yönlerin listesini yapın. Unutmayın, açık ve samimi bir randevu dedim. Sürekli karşılaştığınız, maruz kaldığınız davranışlar ve bunların sonucunda hissettiğiniz duygular neler? Tek tek yazın. Listeniz hazır olduğunda, kendinizle olan ilişkinizi tüm bu yakındığınız duygular vasıtasıyla anlamaya çalışın. Başkalarını kolaylıkla kırdığını düşündüğünüz bir arkadaşınız, sizin sizle ( ya da başkalarıyla) olan ilişkinize ayna tutuyor olmasın sakın? “Ben kendimi neden kırayım ki!?” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de bunu bilinçli olarak yaptığınızı söylemiyorum zaten. İstemediğiniz ya da aksine çok istediğiniz halde kaç şeyi yapmadınız hayatınızda? Başkalarını kırmamak adına (başkalarını kırmaktan korktuğunuz için), kaç kez kendinizi kırdınız, ezdiniz geçtiniz, sustunuz, görmezden geldiniz?

Sadece hayatınızda; işinizde, evinizde, arkadaşlıklarınızda dikkatinizi çeken, sizin için önemli olarak tanımladığınız duyguları bir bulun, yazın ve o duyguları, o duygularla başkalarını ve en başta kendinizi yargılamayı bırakın.

Bakmaya, farketmeye, farkettikçe gülümseyerek Sevgiye dönüştürmeye devam. Yolumuz hem çok uzun, hem çok kısa. Sadece bakış açısı, seçim ve an meselesi.