Ne alırdınız? Problemi mi, çözümü mü?

Ne alırdınız? Problemi mi, çözümü mü?

Günlük yaşamda karşılaştığımız durumlara verdiğimiz içsel yanıtlarla, onları problem olarak nitelendiriyoruz. Aynı olayla karşı karşıya kalan iki insanın, olaya, olayın içindeki kişilere verdiği yanıtlar farklı olabiliyor. Kısacası kalıplarımız, kodlamalarımız; hayata bakışımızla “problem” i biz tanımlıyoruz.

Problemi bir kez “problem” olarak tanımladıktan sonra bizi sıkıştıran düğmeleri devreye sokuyoruz. Tanımladığımız problemin bizde karşılığı olan sıkıntılar, endişeler, kaygılarla ağırlaşarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Karışıyoruz, yoruluyoruz, daha da bunalıyoruz. Bir çıkış yolu bulmak için çabalıyor, gittikçe daha da kapana kısılmış hissediyoruz. En nihayetinde çözümleyemediğimiz “problem” gitgide daha da hayatımızın merkezine kuruluyor, uykularımızı kaçırıyor.

Odağınızı değiştirmek bakış açınızı da değiştirecek. Hatırlayın odaklandığınız şeyi büyütürsünüz. Soruna (sorun olarak tanımladığınıza) odaklanmak yerine, çözümlere (emin olun birden fazla çözüm var ☺) odaklanın. Problemi tanımlayarak onun varlığını kabul ettiniz zaten. (Bu da başka bir yazının konusu ☺ ) O zaman bu kabulun farkında olun ve ilerlemeyi seçin.

Probleme daha fazla duygu yüklemeden, “Evet durum bu. Bu durumu nasıl değiştirebilirim? Bu durumla ilgili kendimi nasıl güçlendirebilirim?” i düşünün. Probleme takılmak yerine, çözüme odaklanmayı seçtiğinizde, gelen yardımın, desteğin daha çok farkında olmaya başlayacaksınız. Bu yardım ve rehberlikle sizin için en güzel olacak çözüme koşarak, uçarak ilerleyeceksiniz.

Hayatınızın her alanında Sevgiyle; huzurla, mutlulukla, keyifle, neşeyle ilerlemeyi seçin. Yardım her bir “an” bizimle. Sadece odağınızı değiştirin, isteyin, dileyin, çözümler sizindir, bizimdir…