Sevgi ödün vermenin, ödün verilmesini istemenin bahanesi olamaz…

Sevgi ödün vermenin, ödün verilmesini istemenin bahanesi olamaz…

“Onun için değişirim tabi çünkü seviyorum. Ben istesem, o da değişir”
“Beni gerçekten seviyorsa değişir.”
“O mutlu olacaksa neden yapmayım? Bu istediği ufacık birşey. Ben birşey kaybetmem, aksine çok şey kazanırım.”
“Herşey çok güzel gidiyor. Sadece bir iki küçük ayrıntı var bana uymayan ama onları da ilerleyen zamanlarda değiştirecektir, biliyorum.”
“Sevgi fedakarlık değil midir?”
“Kendinden ne kadar vazgeçebiliyorsan o kadar seviyorsun demektir”

Yukarıdaki cümlelerden en az biri dağarcığınızda yer etmişse, bu yazı tam da sizin için. Sevgili, eş, arkadaş… tüm ilişkileriniz için geçerli olacak, size çiçek açtıracak bir yeni bakış açısına ne dersiniz?

Sevginin ne olup ne olmadığına dair o kadar tanımımız var ki çoğunlukla gerçekte ne olduğunu kaçıyoruz. Yaşadığımız deneyimlerden, gördüklerimizden, duyduklarımızdan çıkardığımız sonuçlara göre Sevgi ile ilgili algımızı şekillendiriyor ve sevgiyi o şekilde yaşıyoruz. Zihnimizin, öğrendiklerimizin, çıkarımlarımızın tanımladıklarının ötesindeki sevgiyi yaşayabilmek hepimizi özgürleştirecek anahtar.

Kendi doğrularımıza göre seçimler yapıyor, yaşamımızı şekillendiriyoruz. Ne zamanki başkalarının istekleri, hayalleri, doğruları, kendi doğrularımızı göz ardı etmemize neden oluyor, işte o noktada kendimizden uzaklaşıyoruz. Kendimizden uzaklaştığımız noktada, huzursuzluk ve içsel mücadeleler artmaya, inişler çıkışlar daha sert ve sarsıcı olmaya başlıyor. Bu öyle bir döngü ki birbiri ardına tetiklenen bir çok mekanizmayı harekete geçiriyor. Kendi doğrumuzu, özellikle “sevgi”yi bahane ederek göz ardı edip gerçekte yapmak istemediğimiz şeyleri yapmaya başladığımızda, istemediğimiz halde yaptığımız şeyler için daha çok sevilme ödülünü bekliyor, işler istediğimiz şekilde gitmediği zaman hayal kırıklığı yaşıyor, çözümleyemediğimiz hayal kırıklığımız zamanla kızgınlığa/öfkeye dönüşüyor ve bu liste uzayıp gidiyor.

Siz kendinizden birşeyler verdiğinizi düşündüğünüzde, karşınızdakinden de aynı şeyi beklersiniz. Karşılığını “yeterince” görmediğinizi düşündükleriniz ise kurduğunuz iletişimi, ilişkiyi etkiler. Bu durumu sadece sevgiliniz, eşiniz için gözden geçirmeyin lütfen. İşinizde ya da ailenizle olan ilişkinizde verdiğiniz küçük ya da büyük tüm ödünler, bir başka senaryo ve kişilerle yine karşınıza çıkacaktır.

O zaman ne yapacağız? Önce türlü bahanelerin arkasına sığınarak ödün verdiğimiz parçalarımızın farkında olacağız. kendi değerimize sahip çıkarak ve karşımızdakinin değerlerine saygı duyarak bir sonraki deneyimde, bu kez farklı davranmayı seçeceğiz.

İlişkide Sevgiyi, huzuru, çoşkuyu doya doya yaşamak istiyorsanız buradan başlayın. Kendinizden, kendi doğrularınızdan ödün vermeyin ve karşınızdaki insanların da kendilerinden, kendi doğrularından ödün vermesini beklemeyin.

Söylenecek söz çok ama, en güzel, en doğru hatırlatma sevgili
AUSEY’den: “Sevmek ödün vermeyi gerektirmez…”